Ana Sayfa Gündem 23 Nisan 2020 101 Görüntüleme

Atatürk 23 Nisan’ı ilk ona anlattı

Sene 1921… Ateşler içinde yanan Anadolu zor günler geçirmektedir. El ele bağımsızlık mücadelesi veren bir halk, kahramanlık destanları yazmaktadır.

Zaferin kazanılmasına ve düşman işgalinden kurtulmaya 1, cumhuriyetin ilanına ise daha 2 yıl vardır. Ve Anadolu’da örgütlenmenin zirveye çıktığı, cumhuriyete doğru sarsılmaz bir liderlikle emin adımlarla ilerlenen o zor yılın 23 Nisan’ı… Günlerden cumartesidir. Tarih yazarımız Sinan Meydan o günü şöyle anlatıyor:

“24’üncü içtima.

Başkanlık makamında Birinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey oturuyor.

KIYMETİNİ BİLEMEDİK
İlkokul ikinci sınıf öğrencisi Nuriye, o gün hayranlıkla yanında durduğu Mustafa Kemal Atatürk’ü, yıllar sonra şu sözlerle anlattı: Harika bir adamdı. Dünyaya bir daha gelmez; yazık ki biz kıymetini bilemedik, yazık ki…

1921’DE MİLLİ BAYRAM TEKLİFİ

TBMM’nin toplanmasının üzerinden tamı tamına bir yıl geçmiş; milletin egemenliğini kendi eline almasının birinci yıldönümü. Saruhan Milletvekili Refik Şevket Bey ve arkadaşları ile İçel Milletvekili Şevki Bey, 23 Nisan’ın “milli bayram ilan edilmesi” hakkında Meclis’e bir kanun teklifi verdiler.

Görüşmelerin adından 112 sayılı kanun çıkarıldı, böylece 23 Nisan milli bayram olarak kabul edildi. (…)

Anadolu’nun ateşler içinde yandığı 1921’de TBMM tartışmayla, görüşmeyle, 23 Nisan’ı milli bayram ilan etti. Millet, egemenliğe sahip olduğu günü bayram olarak kutluyor. (…)

1922’de Ankara’daki 23 Nisan kutlamalarına öğrencilerin de katılması ayrı bir coşku yarattı.

İLK KAPSAMLI BAYRAM 1927’DE

Atatürk’ün desteğini alan Himaye-i Etfal Cemiyeti, 23 Nisan 1923’te yetim ve öksüz çocuklar için yardım toplamaya başladı. Bu sırada yardım amaçlı rozetler çocuklar tarafından satıldı. Böylece 23 Nisan’da çocuklar ön plana çıktı.

23 Nisan’ın çocuk bayramı olmasını isteyen Atatürk’ün de bu faaliyetlere destek olmasıyla 1925’te, 23 Nisan aynı zamanda Çocuk Günü, 1926’dan itibaren ise “Çocuk Bayramı” olarak kutlandı. İlk kapsamlı ‘Çocuk Bayramı’ kutlamaları Atatürk’ün himayesinde 1927’de yapıldı…”

Kronolojide 1922 yılına dönelim. Anlatacağımız küçük bir kızın, koca bir ömür onurla taşıdığı büyük bir hikaye. Adı belki değil ama fotoğrafı zihnimize mıh gibi kazınmış bir güzel kız çocuğu…

Ders kitaplarında gördüğümüz, Atatürk’ün kucağındaki beyaz şapkalı güzel kız çocuğu… Adı Nuriye İdil. Osmanlının Tokat savcısıyken görevini bırakıp Milli Mücadele’ye katılan, TBMM’nin 11 kurucu milletvekilinden biri olan Sıtkı Gür’ün kızı. Aynı zamanda 23 Nisan’ın çocuk bayramı olarak kutlanmasında Atatürk’e ilham veren kız çocuğu…

‘SİZ HEPİMİZİN İKBAL IŞIĞISINIZ’

Nuriye İdil, 2013’te 104 yaşında vefat etti. Bir ömür boyunca Konya’da, Atatürk’le karşılaşmasını, birlikte çektirdikleri o fotoğrafın hikayesini hiç unutmadı…

Meclis’in açıldığı gün çocuklara “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz…” diye hitap eden büyük bir liderle karşılaşmasını, o fotoğrafın hikayesini şöyle anlattı:

*Fotoğrafın çekildiği gün okuldaydım. İkinci sınıftaydım. Atatürk Konya Mevlana Türbesi’ne yakın bir yerde olan Şems isimli güzel okulumuza geldi. 1922 senesiydi. Yengem ve dayılarım benim için şapka yaptırmışlardı. Atatürk geldiğinde o şapkayı takmıştım.

*Öğretmenlerim Atatürk’e götürmem için bana bir buket çiçek verdiler. Yanına gittim, korkuyla çiçekleri takdim ettim. Ama nasıl titriyordum, görseydiniz. Resimde de görülür. ‘Titreme küçük kız, titreme’ dedi.

*Bana kimin kızı olduğumu sordu. ‘Aferin, ilk şapka giyen sen oldun. Arkadaşlarını, çocukları, okulunu seviyor musun?’ diye sordu. ‘Çok seviyorum Paşam’ dedim.

*Atatürk de ‘O halde her sene dünyanın her yerinden çocukları davet edeceğim, onlarla birlikte oynayın, kaynaşın’ dedi. 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın oluşumunda benim Atatürk ile olan bu diyaloğumun da payı olmasının sevinç ve gururunu yaşıyorum.

İdil, kendisi ile yapılan röportajlarda babası Hüseyin Sıtkı Gür’ün, 1915’te Osmanlı’nın Tokat Savcısı iken, Kuvayı Milliye’ye katıldığını, yaptığı eylemler nedeniyle hakkında ölüm fermanı çıkarıldığını aktardı. Çok küçük olmasına karşın o dönemi iyi hatırladığını belirten İdil, yaşadıklarını şöyle anlattı:

‘BABAMI, DAYIM KURTARDI’

*Konya’daydık. Bir gün evimize üç adam geldi, ellerinde bir kağıt vardı. Babamın yüzünü tanımıyorlardı. Evimize geldiklerinde ev halkı bir yandan adamları oyalarken rahmetli anneannem babamı evin bodrumunda bir yer yatağına yatırıp üzerini örttü. Evde iki dayım vardı. Biri avukat, diğeri doktordu.

*Görevlilerin aramaları sonucunda babam bodrumda bulundu. Doktor olan dayım kendini tanıtarak ‘Bana köyden hastalar gelir, çok ağır olanlara ben ilaç verir yatırırım, iyileştiklerinde evlerine yollarım. Bu adam da bu hastalardan biri’ diyerek babamın hayatını kurtardı.

NURİYE İDİL, 7 YIL ÖNCE ARAMIZDAN AYRILDI
Yakın tarihimizin tanıklarından Nuriye İdil, 15 Mart 2013’te İzmir’de vefat etti. 102 yaşında aramızdan ayrılan Nuriye İdil, hayatı boyunca Atatürk’ü büyük bir hayranlıkla andı: “Öyle bir adamdı ki gözlerine bakamazdınız. Projektör gibi gözleriyle, içinizi okuyan çok yakışıklı, çok güzel bir adamdı.”

‘EŞİM ABD’YE GÖNDERİLDİ’

Nuriye İdil, röportajlarında eşi Reşat İdil’in de Atatürk’ün hayatına dokunup değiştirdiği gençlerden biri olduğunu belirtti:

*Atatürk, 4 dil bilen Ziraat Fakültesi mezunu eşimi, bağcılık konusunda ihtisas ve araştırma yapması için ABD’ye gönderdi.

*Eşim, ABD Berkeley Üniversitesi’nde üç sene üzümcülük eğitimi aldıktan sonra Manisa’da büyük bir bataklığı kurutup üzerine Türkiye’nin en büyük fidanlığını kurdu. Atatürk eşimin de hayatını değiştirdi.

*Aldığı eğitim ile kocam Ege’ye üzümcülüğü getirdi. Vaktiyle üzümcülük, Anadolu’da Rumların elindeymiş. Savaş sonrası onların Türkiye’yi terk etmesi ile kaybolan üzümcülüğün yeniden hayata geçmesini, Atatürk’ün verdiği olanaklarla, kocam sağladı.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil