Ana Sayfa Magazin 18 Nisan 2021 35 Görüntüleme

Cansu Dengey: Bu bir vicdan meselesi haline geldi

Son bir haftadır Instagram, influencer (internet ünlüsü) Cansu Dengey’in ‘alışılagelmişin dışındaki’ fotoğrafları ve bunların altında anlattıklarıyla çalkalanıyor. Dengey, Instagram’daki ‘hep çok güzel, çok bakımlı, çok neşeli olmalıyız’ baskısına karşı çıkıp vücudundaki ‘fazlalıkları’ saklamadığı, hatta özellikle öne çıkardığı fotoğraflarını paylaştı. Fotoğrafların altında çocuk yaştan bu yana maruz kaldığı ‘zayıf, güzel ve ilginç olma’ baskısının kendisinde yarattığı etkileri anlattı. Diğer influencer’lar, ünlüler ve takipçileri derken aldığı destek büyüdükçe büyüdü. Öte yandan bir kesim de “Bu algıyı siz, influencer’lar yarattınız” diye eleştirdi. Dengey’le sosyal medyada tanınır olmanın ‘yan etkileri’ni konuştuk.

Instagram her şeyin ‘mükemmel’ gösterildiği bir mecra. Ama siz son paylaşımlarınızda vücudunuzu sakınmadınız. ve bu fotoğrafların altında yaşadığınız güzellik baskısını anlattınız. Herkesin kıyasıya birbirini eleştirdiği bir mecrada bu tür paylaşımları yapmak kolay olmasa gerek…

Kesinlikle öyle… Ben bu mecraya makyaj ve cilt bakımı videoları çekerek girdim. O zaman tutan şey buydu. Sosyal medyanın doğasını biliyordum. Güzel olmam gerektiğini düşündüm hep. Cildimin pürüzsüz olması gerektiğine inandım. İlgi çekici bir insan olmam gerektiğini, ancak bu şekilde tutunabileceğimi sandım. Sonra baktım ki güzel olma kaygısı bizleri takip edenleri de bu kaygıya sürüklüyor. Ama bu mecraya girdiğinde bunun farkında olmuyorsun. Kafanda o kapı henüz açılmamış oluyor.

Cansu Dengey’in 2016’da açtığı YouTube kanalında 276 bin abonesi, Instagram’daysa yaklaşık 265 bin takipçisi var.

TÜRKİYE HAZIR DEĞİLDİ

Ne zaman fark ettiniz bunu?

İnsan zamanla gelişiyor. Hırpalana hırpalana değişiyorsun. Bu bir vicdan meselesi haline gelmeye başladı. Üç sene önce ‘ideal beden’ başlığı altında bir YouTube videosu çektik başka bir influencer Berrak Tuna’yla birlikte. O dönemde Türkiye buna hazır olmadığı için çok tepki aldı. Sonra ben içeriklerimde buna yer vermeye başladım ufak ufak. Hayatıma sezgisel yeme davranışı girdi ve bununla ilgili içerikler ürettim, özşefkatle ilgili videolar çektim. Kişisel gelişim sürecimin ve farkındalıklarımın artmasını sosyal medya hesaplarıma yansıttım. Bir anda pat diye “Ben bedenimle barışıyorum, böyle bir içerik fikri var” diye yola çıkmadım.

Paylaşımlarınızdan birinde küçükken televizyonda gördüğünüz incecik bikinili kadınların, selüliti var diye linç yiyen ünlülerin sizi etkilediğini yazmıştınız. Şimdi aynı şeyi influencer’lar yapıyor, sadece mecralar değişti diyebilir miyiz?

Evet, doğru. Aslında onun sorumluluğunu ve sonuçlarını fark edip insanlarda sebep olabileceği şeyleri gördükten sonra bunu yapmaya karar verdim. Önemli olan sadece benim değil, herkesin psikolojisi. Karar verdiğim gün ailemle ve arkadaşlarımla sürekli pandemide aldığımız kiloları ve bunun ne kadar moralimizi bozduğunu konuştuğumuzu fark ettim. Neden bu kadar moralimiz bozuluyor bizim? Çok mantıksız değil mi? İnsanlara bu düzenin içinde farkındalık yaratıp morallerini bozmayacakları noktaya gelmelerine yardımcı olmak istiyorum. Yoksa göbeğimi açmışım, kilolarımı göstermişim bir manası yok.

Bir kesim de bu başlattığınız beden olumlama paylaşımları hakkında “Instagram’daki güzellik algısını siz yarattınız, şimdi rüzgar döndü ve buradan da nemalanıyorsunuz” şeklinde yorum yaptı…

Böyle bir şeyden kesinlikle nemalanmadığımı söyleyebilirim. Ben senelerdir bu konuda içerik üretiyordum. Bu noktaya gelirken birçok konuda kendimle yüzleştim. Bir yandan ‘beden olumlama’yı savunurken bir yandan da sosyal medyada iş yaptığımdan dolayı, kilo aldığımda üzerimde baskı hissetmem beni kendimle yüzleştirdi.

Bu fotoğrafları çektirmeye nasıl karar verdiniz?

Gabriel Vorbon’la başka bir fotoğraf çekimi planlamıştık. Ama ben onu çok defa iptal etmiştim. Aklımda hep bir-iki kilo daha veririm fikri vardı. Sonra bir gece aniden “Biz bu çekimi değiştirelim. Benim bununla artık yüzleşmem lazım, bunun içinden ancak bu şekilde çıkarım” dedim. Çekimi bir ay önce yaptım ama yeni paylaştım. Post’ları da hikayelerle günlere bölerek paylaşma kararını üç gün öncesinde aldım. Bence her şey çok spontane olduğu için insanlara bu kadar dokundu. Zaman içinde çektiğim acıyı dönüştürdüm.

‘Beden olumlama’ sizin için ne ifade ediyor?

Beden olumlamada fazla pozitif bir algı var ve hayatta her şey bu kadar pozitif değil. Bence bedenini her şeyiyle sevmek zorunda değilsin. Olay sevme zorunluluğunun ve sürekli onunla mutlu olma zorunluluğunun olmaması. Aynaya baktığında dünyanın en mutlu insanı olmayabilirsin, burada bir problem yok. Estetik kavramı çok değişken bir şey. Biz bu konuda kendimizi çok kısıtlıyoruz. Bir sağlık problemi yaşamadığın sürece her beden, her tercih doğru bence. İnsanlar artık insanları rahat bırakmalı. Artık aynaya baktığımda göbeğimi görünce “Tamam ya, olabilir, ne var bunda! Bir sağlık problemi yaratmıyor bana şu anda” deyip geçebiliyorum.

İLGİYE ALIŞIYORSUN

Beş yıldır farklı sosyal mecralarda içerik üretiyorsunuz. “Ben bu işe nereden girdim” dediğiniz anlar oldu mu?

Çok kötü, üzücü ve canımın sıkıldığı zamanlar oldu ama hiç ‘her şeyi bırakacağım’ noktasına gelmedim.

Çok kötü zamanlar demenize rağmen, o noktaya gelmemenizin sebebi ne sizce?

Bir kere içine girdikten sonra zor çıkıyorsunuz bence. Bir yandan ilgiye de alışıyorsun. Oradaki kitleyle bir bağ kuruluyor aranda, tanımadığın dostların oluyor. Bu birçok olumsuzluğun yanında harika bir şey. Bir yandan onları bırakıp gitme yükü de ağır. Ben YouTube kanalıma “Aralıkta bir süre ara veriyorum” dedim. “Nasıl bırakıp gidersin”, “Bizi kullanıp attın mı” gibi çok duygusal tepkilerle karşılaştım. Instagram’da devam ediyordum aslında, bir yere gittiğim yoktu. Zor bir şey girip çıkmak. Belki beş sene sonra konuşuyor olursak “Artık yapmak istemiyorum bu işi” diyebilirim, bilmiyorum. Bir yandan da tüketiyoruz çünkü. İçerik de tükeniyor, sen de tükeniyorsun…

Bu tükenmeyle beraber yeni mecralar da gelişiyor, yeni içerik modelleri trend oluyor. Biraz da bu yüzden çıkamıyor olabilir misiniz?

Evet, doğru. Mesela benim YouTube’a içerik üretmeye ara vermemle Instagram’da Reels’in çıkması eşzamanlı oldu. Tek sebep bu değil ama baktım 10-15 saniyede çok tatlı içerikler üretebiliyorum, “Birazcık buradan mı takılsam, bundan zevk aldım” dedim. Sen neden zevk alıyorsan ve yeni mecra sana ne sunuyorsa ona doğru evriliyorsun. Sosyal medyanın doğası böyle, seni hep yeni özelliklerine uyum sağlamak zorunda bırakıyor.

Tam da bu noktada Silikon Vadisi’ndeki insanların bu amaçla çalıştığını düşündüğünüz ve kötü hissettiğiniz anlar oluyor mu?

Tabii ki kötü hissediyorum ama hepimiz aslında bir şeyin piyonu değil miyiz? Sistem böyle çalışıyor. Bunu olumlu olarak nasıl değiştirebilirim diye bakıyorum ben. Son paylaştığım işte de yaptığım buydu. Ben Instagram’a girmiyorum desem de milyonlarca insan orada var olmaya devam edecek. Ben farkındalık yaratmaya, farklı bakış açısı sunmaya, olağanın dışına çıkmaya çalışıyorum. Biz de sesimizi sadece buradan duyurabiliyoruz, başka bir yöntem yok.

İLK YIL GELİRİM SIFIRDI AMA YİNE DE İŞİMİ BIRAKTIM

Nasıl başladı influencer olma maceranız?

İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım mezunuyum. PR ajanslarında ve dijital ajanslarda çalıştım. Beş yıl da kurumsal bir şirkette pazarlama ekibinde yer aldım. O işimin son yılında da YouTube kanalımı açtım. Bir yıl boyunca ikisini bir arada yürüttüm ama çok yorucu olmaya başlamıştı. İşimi bırakıp YouTube videolarına yöneldim.

YouTube’dan bir kazancınız var mıydı, nasıl işi bıraktınız?

İlk yıl sıfırdı. Eşim Gökhan’dan altı ay beni idare etmesini istedim. Çalışırken dijital pazarlamayla ilgileniyordum, Twitter’da da yüksek takipçim vardı. Yani bir anda kendimi YouTube’a atmadım. Ne olacağını çok düşünmeden bu işe girdim ama iletişim kökenli olduğum ve sektörü tanıdığım için bir yandan da bir şeyler olacağını biliyordum.

“Artık aynada göbeğimi görünce ‘Olabilir, ne var bunda! Bir sağlık problemi yaratmıyor bana’ deyip geçebiliyorum.”

YORUMLARI OKUMAYI BIRAKMAK BAĞIMLILIKTAN KURTULMAK GİBİYDİ

İlk aldığınız kötü yorum neydi, hatırlıyor musunuz?

‘Mimiklerini kontrol edebilse başarılı olabilecek YouTuber’ gibi bir yorumdu. Bir sürü yorumla bir arada okudum ama en çok bu etkilemişti beni. Çünkü mimiklerim, arkadaşlarım ve çevrem tarafından gülünen, beni ben yapan, kendimde sevdiğim bir özelliğimdi. ‘Arkadaşlarım bana yalan mı söyledi’ diye düşündüm.

Ne kadar etkiledi bu sizi?

Başlarda yorumlardan etkilenmemek mümkün değil. O kadar etkileniyorsun ki, okuduğun anda ‘Eyvah, tamam bu mecra bu kadar mimik kaldırmıyorsa ben de biraz ciddi olayım’ diye düşünüyorsun. Bu sefer yapmacık olmaya başlıyorsun. Sonra bir bakıyorsun o yorumlar seni tüketmeye başlamış…

Nasıl başa çıktınız peki bu olumsuz yorumlarla?

İlk zamanlarda bağımlılık gibiydi. Sürekli ‘Ne demişler’ diye sayfayı güncelliyordum. Bir yıl böyle gitti ve sonra anladım ki bu aslında kişinin kendiyle ilgili görüşü. O an nasıl hissediyorsa sana yansıtıyor. Bunu anlamam uzun bir zaman aldı. ve sonra da psikolojik destek almaya başladım zaten. Benim için çok iyi bir şey oldu terapiye başlamak. O süreçte yorumları okumayı bıraktım. Bir bağımlılıktan kurtulmak, sigarayı bırakmak gibi bir şeydi. Bir dönem benim yerime arkadaşlarım yorumlara baktılar ve filtreleyerek bir eleştiri varsa “Cansu acaba şunu yapmasan mı” diye bana ilettiler. Çünkü bazen de yapıcı eleştiriler geliyor, kendini tamamen kapatmak da çözüm değil.

Cansu Dengey: Bu bir vicdan meselesi haline geldi

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Vitamin eksikleri ve halsizlik

Vitamin eksikleri ve halsizlik

Hazır Site by Uzman Tescil